E-Dergi Oku 

Beklenen Proje: Denizcilik ve Lojistik Bakanlığı

Beklenen Proje: Denizcilik ve Lojistik Bakanlığı

2 Temmuz 2022 | TEKNİK MAKALE
71. Sayı (Haziran 2022)
453 kez okundu

CAPT. SHIPBROKER ATİLLA AKBAŞ
Deniz-Liman-Petrol/Lojistik Yönetim Uzmanı

Küreselde, özellikle Ortadoğu'da rejimlerin değişime uğraması an meselesi. Bu durum Ortadoğu ve Uzakdoğu arasında yeni bir ticaret koridoruna gebe. 21. asır da güç dengelerinin değişmesiyle buna hazırlıklı olan kazanacak. Türkiye bu aşama da dersine iyi çalışıp, önündeki süreci iyi kurgulamalı.

İşte bu nedenle Mühendislerimizin ve Dış Ticaretçilerin geçiş koridorlarına hâkim olması gerek.

Rusya ve Türk Cumhuriyetlerindeki ticari emtiaların Rus limanlarına, oradan Türk kıyılarına, ardından karayoluyla Akdeniz'e, Akdeniz'den de ro-ro taşımacılığıyla Arap yarımadası ve Afrika'ya inme olasılığını göz ardı etmemelidir. Bunun için konaklamalardaki depo ve antrepoların Dünya standartları seviyesinde olması bizi tercih edilen bir unsur haline getirecektir. Araç ve ekipman miktarı ile modernizasyonun yanında, verimliliği artırmak için de yeni alternatif hareketlere ihtiyaç var. Ancak böyle bir çalışmayla dünya ticaretine hükmeden baş üstü ülkeler sıralamasında kendimize yer ediniriz. Ülkemizde, genellikle sıkıntılar arz eden şirket evliliklerinin yanı sıra, büyük kurumsal yapılanmaların çoğalmasına da gereksinim duyuyoruz. Fakat ne yazık ki ülkemizde Lojistiği tam yerine oturtamadığımızdan sektörün borçlandırılarak büyümesine seyirci kalıyoruz. Halen uygun kredi koşulları ve kampanyalar karşısında zayıf olduğumuzdan şirketlerimizin geleceğini bilinçsiz yatırımlarla prangalıyoruz.

LOJİSTİK OLUŞUMLARIMIZIN KOORDİNASYONU YETERSİZ.

İçi adam akıllı doldurulmuş Denizcilik ve Lojistik üst kurulu oluşturmanın vakti geldi de geçiyor bile.

Hatta, “Denizcilik ve Lojistik Bakanlığı yapılanmasında dahi çok zaman kaybedildi”. Mod'lar arasında dengeler maalesef düzenlenemedi ve geliştirilemedi. Tepeden aşağıya gelişmeyi hayal etmekle hem hedef tutturulamadı, hem de sektör geriledi.

Denizcilik ve Lojistik kavramı birbirleriyle kardeş olsa da; farklı Bakanlıklar olarak ele alınmalı. Oysa bugünün dönüşen dünyası önceden öngörülebilir bir adım önde başlanabilirdi. Mesela, öncelikle Karayollarındaki yük hafifletilerek bağlantılı Demiryolları hatları çekilebilseydi işimiz daha da kolaylaşacaktı.

Öğrenciliğimden bu yana takip ederim; Türk Denizciliğinin en heyecan verici hayalidir Demiryolları ile Limanları birbirine bağlamak. Bu proje her ne kadar Binali Yıldırım'ın imzasını taşısa da; gerçek fikir babası Lucien Arkas'tır. Aslında 2000'lerden itibaren beklenen bir özlem bu. Fakat bürokrasi denen ummanı aşmak hiç kolay değil. Neyse ki küçük adımlar hedefi buldu da; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TCDD arasında ittifak biraz olsun sağlandı. Özellikle İç Anadolu'daki sanayi bölgelerini limanlara ulaştırmak amacıyla ortak payda da birleşilmişti. Fakat ne yazık ki hevesler kursakta kaldı ve dağ fare doğurdu. Olan beklentiye giren genç denizcilerle lojistikçilere oldu.

1998'de işim gereği ziyaret ettiğim Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki en büyük limanı Noworossiyk'de; bizim beklentilerimizle ortak çalışan demir perde rejiminden kalma bir liman. Ama o kadar profesyonelce tasarlanmış ki hayran olmamak elde değil. Örneğin kendi bölgem Gemlik'i örneklendirecek olursam, bu proje yıllık 40 milyon ton yükün karayolundan demiryoluna aktarılması demek olacak. Karayolundan demiryoluna olan bu geçiş, hem lojistik maliyetlerini hatırı sayılır bir ölçekte aşağı çekeceği gibi, karayolu trafiğini de azaltacaktır. Sektördeki bu olumlu hava Yeşil Liman (Green Port) çevre dostu, iş ve işçi sağlığı güvenliğine önem veren sürdürülebilir tesisleşmenin de önünü açması anlamına gelecek. 5-10 yıl önce 2023 Dış Ticaret Hedefleri doğrultusunda bölgemizdeki yük hacminin artmasıyla daha hızlı adımların atılması konuşuluyordu. 

Hatta Gemlik'teki Askeri Hârâ'yı da (Bugünkü TOGG arazisi) içine alan bir genişleme çalışması planlanırken proje Gemlik'te Belediye'nin el değiştirmesiyle bir müddet rafa kalktı ve sonra da başka bir amaca yönlendirildi.

TÜRKİYE'DE SİYASET MAALESEF BAZI ÖNCELİKLİ KONULARA KET VURABİLİYOR. 

Ancak üretimi açığa çıkarıp ta lojistiği yanına yerleştiremezsek, hedefler yerini bulmakta zorlanacak gibi.

An itibariyle Uluslararası Taşımacılıkta göstergeler İntermodal ve Multimodal'e doğru kayıyor. Türk Milleti sonuç odaklı seciye geliştiren bir toplum. 2023 hedefleri de bizzat bu karakterin bir uzantısı. Yaşadığımız dönem itibariyle Avrupa en yaşlı insanların barındığı bir kıta konumunda şuan. Dolayısıyla avantaj bize kaydı. Doğru başlangıçlar yapabilirsek tabi.

Örneğin, Güney Kore'yi incelediğimizde son derece doğru tespitlerle ilerlediklerini görürüz. Otomotivde, İş Makinelerinde, Savunma Sanayiinde ve Gemi İnşa Sanayii'nde Çin'den bile yatırım alır konumdalar. Çinli İş adamlarının yatırımlarını makul maliyetler sebebiyle Güney Kore ve Tayvan'a kaydırmaya başladıklarını, önceki makalelerimde de irdelemiştim. Bugün gelinen noktada Güney Kore ve Tayvan'da dış ticaret endeksinde kıskandıracak seviyelerde. Bu sonraki hedefe taşıyacak öncelikli sektörlerin belirlemesinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Uzun mesafelerin Denizyolu-Havayolu ve Demiryolu; kısa hatların ise Karayolu ile sınırlandırılması gerek. Havayolu Taşımacılığı da diğer tüm sektörleri direkt etkileyecek bir öneme sahip. O yüzden Hava Kargo'ya yapılan yatırımların da sürekli olarak plânlanması ve artırılması büyümenin önünü açar.

Coğrafi olarak birçok noktaya kısa sürede ulaşmanın mümkün olduğu ülkemiz, Havayolu Taşımacılığı için doğal bir Hub (merkezler dışında kullanılan hava limanları) olabilme potansiyeline sahip.

Yeni havayolu şirketlerinin sektörde kendine yer edinme çabası rekabeti ve kaliteyi arttırırken, ülkemiz şirketleri de bu lojistik grubunda Dünya çapında marka olmayı başardı. Türk şirketleri bugün Dünyanın çeşitli bölgelerinde büyük hava limanlarının işletmelerini üstlenmekteler. Aynı rekabet denizcilikte ise onlarca yıldır Türk liman planlamacılarının tekelinde. Neredeyse Dünya'nın her yerinde deniz bilimcilerinin idare ettiği ve işlettiği limanlara sahibiz. Günümüzde, özellikle denizcilikte yerleşen taşıma şekli Konteyner Taşımacılığı. Konteyner Taşımacılığı yükü homojen hale getirerek elleçlenmesini kolaylaştırdığı için, dünya ticaretinde bir devrime imza attı.

Bu taşımacılık şekli geleneksel kargo taşımacılığına kıyasla ortalama 6 kat daha verimli. Denizyolu ile taşınan genel kargo yüklerinin % 56'sını Konteyner tipi taşımacılık oluşturuyor.

Bu oran sanayileşme sürecinde belli bir ivme kazanmış devletler arasındaki ticarette % 80'i aşmış durumda.

Çeyrek asırlık geçmişe bakıldığında ise, Konteyner Pazarının Globalde 20-25 şirket tarafından kontrol edildiğini görüyoruz. Ekonomilerin öne çıkmasıyla gemi kapasiteleri artarken, gemilerin direkt uğradığı liman sayısı azaldı. Yüksek hacimli gemilerin uğradığı az sayıdaki limanlara, feeder denilen daha küçük tip gemilerle yüklerin dağıtımının yapıldığı transit merkezler oluşturuldu. Bu aktarmalı buluş şekli, konteyner elleçlemelerinin artışına da katkı koydu. Türkiye'de sayıları az da olsa Lojistiğin gelişiminde Demiryollarının payını görmezden gelmek neredeyse ihanettir. Ancak, Cumhuriyetin ilanından sonra ulaştırma politikaları açısından ülke yararına olmayan kararlara dış devletlerin baskısı ile de olsa imza atılmıştır. Bu politikaların sonucunda, günümüzde Karayolları yük taşımadığında % 94 pay alırken, Demiryolları ancak % 4 pay alarak küçülmeye itilmiştir. Sebebi ise Amerikan baskısı. Güya onlara göre Tren yolu Komünizmi çağrıştırmaktadır.

1950'lerden sonra özellikle Karayolları lehine bozulan yatırım dengeleri, bilinçli (!) iktidar politikalarıyla tekelleştirilmiştir. 1980'lerle başlayan dönem, Karayollarının serbest piyasa ekonomisinin lokomotifi, Demiryollarının ise komünist sistemin tercihi olarak tanımlandığı bir ulaştırma politikasının etkisi altında gözden düşürülmüş ve itibarsızlaştırılmıştır. Global Dünya'ya uyum sürecinde kamunun tüm alanlarında hızlı adımların atıldığı günümüzde, tüm sektörlerin parlayan yıldızı lojistik hizmetler olmuştur.

Lojistik biliminin artık karasal coğrafyalardaki ayrılmaz bileşeni Demiryolu Ağları olarak kabul edilir. Özellikle, 400 km'nin üzerindeki mesafelerin lojistik çözümlerinde demiryolu taşımacılığı son derece önem arz eder.

Gerek konvansiyonel demiryolu sistemlerinin ve gerekse kombine demiryolu taşıma sistemlerinin ne ölçüde önemli olduğunun canlı kanıtı Avrupa'nın tüm ulaşım projelerinde gelişmiş demiryolu sistemlerinin daha da geliştirilmesine yönelik önlemlerin ön planda olmasıdır.

TÜRK DEMİRYOLU BAĞLANTILARI ÖNEMLİ SORUNLARA GEBEDİR

Bunları üç ana başlık altında inceleyebiliriz. 

Temel sorunların başında altyapı yatırımlarının önündeki engeller gelir. Ulaşımda demiryollarına hak ettiği değer verilmeli ve yatırımlara başlanmalıdır.

Yalnızca uluslararası mal hareketlerinin gerektirdiği akslar değil, ulusal mal hareketlerinin gerektirdiği akslarda demiryolu ağı içine alınmalıdır.

Bu aşamada;

- Yeni hatların açılmasının yanı sıra var olan hatların rehabilitasyonu ve elektrifikasyonu öncelikle ele alınmalı, ana arterlerde çift hat taşımacılığı olanaklı hale getirilmelidir.

- Yeni Demiryolu terminallerin kurulmasının önemi anlatılmalı, öncelikle var olan terminallerin iyileştirilmesine başlanmalıdır.

- İstanbul-Bursa-İzmir-Ankara-Adana-Antalya-Mersin gibi akslarda gerekli araştırmalar yapılarak blok tren taşımacılığı plânlanmalıdır.

- Anadolu'dan uzanan tren katar bağlantıları limanlara bağlanarak, karayolu trafiği uzun yol da rahatlatılmalıdır.

Cumhuriyet ile birlikte en çok demiryolu ulaşımı öne çıksa da, 1948'den itibaren Karayolları ulaşımının geliştirilmesine özen gösterilmiştir. Dönem itibariyle ülkedeki kaynakların artması Karayollarını da geliştirdi.

Türkiye genelinde taşımaların büyük bir bölümü halen Karayoluyla ulaşmakta. Ülkemizin genç bir taşıma filosuna sahip olması, sürekli olarak gelişmesine de imkan tanımaktadır. Coğrafi özellikleri gereğince Karayolu ulaşımına daha uygun, mesafelerin de kısa olması ve aktarmaya gerek duyulmaması teslimatların kolay ve ekonomik olmasının da önünü açıyor.

Kurulması beklenen Denizcilik ve Lojistik Bakanlığı bu anlamda sektöre özel çözümleriyle imdada yetişecektir.

Bu konuda farklı devletlerdeki önceden yapılmış çalışmalar bu hedefin isabetli olduğuna işaret ediyor. Yalnız bir önceki örnek olan Denizcilik Bakanlığı gibi içi doldurulmamış çalışmaların sektöre getirisinin düşük olacağını, tabela bakanlığından ileri fayda sağlamayacağını eminim artık herkes anlamıştır. Bu bütünlük ayrı havuzlarla ele alındığında ancak fayda sağlayabilir. Umarım yapılan hatalardan çıkarılan derslerle taşların yerine oturması sağlanır. Emin olun sektörde bu müjdeyi bekleyen gözü kulağı devlette yığınla çalışan var. İşte bu yüzden Türkiye'de ulaşım artık kendini aşmış bendini yıkmıştır.

Bu sebeple bu konunun artık daha fazla tehir edilmeden, yol almasını bir Denizyolu operasyon uzmanı olarak temenni ediyorum.

E-dergiden okumak için lütfen tıklayınız...


 

R E K L A M

İlginizi çekebilir...

Gemilerde Yangın Söndürme Sistemleri

Ömer AYDIN / Control Technic Elektrik Ltd....
29 Eylül 2022

Gemilerde Kaçak Akım Sorunları

Ömer AYDIN / Control Technic Elektrik Ltd....
30 Mart 2022

Main Switchboard Koruma Sistemleri

Ömer AYDIN / Control Technic Elektrik Ltd....
14 Ocak 2022

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • BAU Teknolojileri Dergisi
  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2022 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.