Tersane Dergisi 2. Sayı (Mayıs-Haziran 2008)

Son günlerde yoğunlaşan iş kazalarına yönelik görüşlerine başvurduğumuz İTÜ Gemi inşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Gemi inşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Türk Loydu eski Başkanı Prof. Dr. Yücel Odabaşı, olayların üç ana nedenden kaynaklandığını belirtiyor. En önemli nedenlerden birisinin "milli hasletlerimiz" olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yücel Odabaşı, "Risk sezgisi iyi olan bir millet değiliz. Otoyolda üst geçidi kullanmıyoruz, bir arabayı sollamak için 70 manevra yaparak onlarca kişinin hayatını riske sokuyoruz. Bu gibi huylarımız çalışma hayatımıza da yansıyor. Belki de bu özelliğimiz bizi kahraman bir millet yapıyor; ölüme gözü kapalı gidebiliyoruz. Risk algılamamız çok zafiyetli. Böyle bir özelliği sadece tersanelerin tek başına çözmesi mümkün değil." ifadelerini kullanıyor. İkinci olarak, vasıflı eleman bulmanın hem taşeron hem de tersaneler için çok zor olduğunu söyleyen Odabaşı, bunun nedenini de Türkiye'de ara eleman yetiştiren bir kurumun olmamasına bağlıyor. Yetişkin insan arzının düşük olduğunu dile getiren Odabaşı, milli eğitim politikamızın, insanları sanayi dallarına yönlendirmediğini belirtiyor ve "Yıllar önce Haliç Sanat Enstitüsü faaliyet gösteriyordu. Bu okul 1983 yılında kapandı. Şimdi ise, Pendik Anadolu Meslek Lisesi kuruldu fakat ilk mezunlarını henüz vermedi. Türkiye'de eğitim programları doğru çalışmıyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın, meslek liselerinin hedefleri konusunda durumu yeniden değerlendirmesi gerekiyor." diyor. doğru ve sağlıklı tanımlanmadığının da altını çizen Prof. Dr. Yücel Odabaşı, işverenlerin bir kısmının oldukça sorumlu davrandığını fakat bir kısmının maalesef bu sorumluluğu taşıyamadığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Yeni gemi inşaatında, kapalı atölyelerde yapılan iş tipik metal sektörü işidir. Dolayısıyla metal sektöründe işçi sağlığı ve iş yeri emniyeti açısından hangi kuralları uyguluyorsanız orada da aynı kuralları uygulayabilirsiniz. Açık alanlardaki inşaat, yine metaı sektöründekine yakındır ama elleçlediğiniz ağırlıklar büyüktür ve yüksekliği nispeten fazla bölgelerde (bloklarda) çalışma yapılır. Metal sektöründe iki-üç tonluk ağırlıklardan bahsederken, burada 200-300 tonluk ağırlıklar söz konusu olur. Bu ağırlıklarla, elleçleme aşamasında sorun çıkarsa sonuç ölümcüldür. Bundan sonraki aşama geminin kızakta, havuzda ya da rıhtımda olduğu aşamadır. Bu aşamada geminin dış yüzeyiyle ilgili yaptığınız işlemler inşaat sektörüne benzer. Yani inşaatın sıvacısı boyacısı neyse, gemi sektöründe de dış yüzeyde kaynak yapan, boyayan, taşlayan eleman odur. İnşaat sektöründe Türkiye'nin kuralları varsa, gemi inşa sektöründe de aşağı yukarı bu kurallar geçerlidir; yeter ki doğru uyarlansın. Geminin içine girdiğinizdeyse işler bambaşka. Dünyada başka hiçbir sektörde görmediğiniz bir faaliyet türüdür. Aynı anda pek çok değişik disiplinden çalışma grupları gemideki çok değişik işleri geminin muhtelif yerlerinde yerine getirirler. Bütün bu faaliyetlerde enerji, aydınlatma, basınçlı hava gibi ihtiyaçlar bulunduğundan geminin her tarafı kablolar, borular, kanallar, kaldırma ve yerleştirme aparatları ile bir konu. Dolayısıyla işyeri güvenliği açısından uygulanması gereken kuralların çok iyi tanımlanması gerekiyor. İkincisi aydınlanma sorunu ... Çünkü kabuğun içinde belli bir yere ulaşıldığı zaman ışık gelmez. Aydınlatma yapılması lazım. Bu da dikkat isteyen bir iş. Ayrıca boyadan ve diğer unsurlardan kaynaklanan patlayıcı gazlara karşı önlem alınması gerekir. Patlamaya dayanıklı malzeme, doğru lamba kullanılması gerekiyor. Maalesef bununla ilgili hiçbir kural yok ... Mevcut mevzuat yetmiyor. Tersaneleri sorumlu kılabilmeniz için önce doğru ve ayrıntılı, keyfiyete yer bırakmayan bir mevzuat hazırlanmalı. Mesela 'geminin içinde aydınlatma olsun· deniliyor ama 40 lümen mi gerekiyor, 200 lümen mi gerekiyor buna oradaki adam karar veriyor. 'Merdivenler güvenli olsun' deniliyor, buna rağmen güvenli bir merdivenin tarifi yapılmıyor. Bunları tanımlarsanız tersanelerden de bunlara uymasını talep edersiniz. Keyfiliklere yer bırakılmamalı. Çalışma Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı Tersaneler Genel Müdürlüğü'nün, ilgili kurumlardan alacakları desteklerle bir an evvel yeni gemi inşa tersanelerinde iş güvenliği yönetmeliğini hazırlamaları lazım. Burada dikkat edilmesi gereken, tersane içindeki her bölgenin kendi riski olduğu. Bu riskler tanımlanmalı. Sonra da bu riskleri azaltıcı önlemler belirlenmeli. Belirlerken de uygulanabilirlik şartı önem taşıyor. Denetleyecek şahısların da yetkin olması gerekiyor. Akılcı yol izlenirse orta vadede çözümler gelecektir." "Gemi tamir ve onarımında risk daima daha yüksektir. Zira işlem yapacağınız gemide alınabilecek önlemdoludur. Bu sistemlerin dağılımının ler daha kısıtlıdır ve gemi sahibinin Riskler tanımlanmalı!.. güvenli olarak yapılabilmesi ve kon- isteği doğrultusunda zamana karşı İşverenin iş emniyeti anlayışının trol altında tutulabilmesi çok ciddi bir yarış mevcuttur. Dolayısıyla tatersane • mayıs-haziran 2008 29

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=